27 Eylül 2011 Salı

 Pek yazma modunda değilim ben yine.Resimlerimden iki örnekle devam ediyorum bugün de.


26 Eylül 2011 Pazartesi

DUBROVNİK DEVAM


Aslında fazla söze gerek yok birkaç resim daha ekliyorum 



 Restaurantın dışı

 Restaurantın içi

 Yemeğin kendisi

İlker'in ilk lokması

 İlker'in son lokması

Sedef'in sigarası

  Restaurantın tabelası

 Evlerin güzelliği

 Denizin şahanesi

 Doğanın böylesi

Lüksün çiftesi

24 Eylül 2011 Cumartesi

ADRİYATİK'İN İNCİSİ DUBROVNİK

Bugün biraz eski defterlerimi karıştırdım ve 2 kere gittiğim Hırvatistan (Crotia) dan bahsetmek istiyorum biraz.
Tabii ki ilk akla gelen DUBROVNİK.
Bütün eski şehrin, UNESCO dünya mirası listesinde bulunması boşa değil.
Bize vize uygulamıyorlar henüz, sadece süresi geçerli bir pasaportunuz varsa, İstanbul dan 1 saatlik uçuş sonrası Dubrovnik havaalanına iniyorsunuz.
Eğer bir turla gitmeyip organizasyonunuzu kendiniz yapıyorsanız otel lokasyonu olarak Babin Kuk bölgesi çok ideal.Eski şehre yürüme mesafesinde ,plajı var (önemli çünkü bölge kayalık olduğu için heryerden denize giremiyorsunuz maalesef),oteller ise düzgün ve makul fiyatlı...
25 km lik surların içinde rönesans,gotik ve barok tarzlarda birçok yapı var.Stradun eski şehrin ana caddesi ve birçok tarihi yapı bu cadde üzerinde ama siz bu caddenin sağ ve solundaki ara sokaklara dalın,kalabalıktan uzaklaşın,bırakın kendinizi ve kaybolun.
Herşey var bu şehirde tarih,doğa,deniz,güzel yemekler ve gece hayatı.
İnsanlar son derece medeni ve nazik.
Bir tatilden daha ne bekler ki insan???



















19 Eylül 2011 Pazartesi

RESİMLERİM

Biraz da yaptığım resimlerden yayınlayayım bari.

Bu ikili 2 sene önceki sergimden.Kumlu tuval üzerine doku ve varak çalışması.

BODRUM BODRUM

Kaş'ta huşu içinde 5 gün geçirdikten sonra Bodrum'a geçmeye karar verdim.Kaş-Bodrum arası kulağa yakın geliyor değil mi?
Git git bitmedi valla,sabah 9.00 da Kaş otogarı hareket,akşam 5.00 Bodrum otogarı varış...
Yine çok sevgili bir arkadaşıma geldim ve harika 2 gün daha geçirdim.
Yine deniz,yine mehtap ve yine huzur...
Ortakent'te, ayaklarımız denizde,karşımızda mehtap yediğimiz balığın keyfine doyum olmadı.
Ve İstanbul'a dönüş vakti geldi çattı,bu sefer uçakla çabucak evimdeydim.Eşim ve oğlum karşılayınca tatilim güzel bir anıya dönüştü bir anda.
Evimi ,ailemi özlemişim ama İstanbul'u tam özlemediğimi farkettim...

18 Eylül 2011 Pazar

KAŞ-BODRUM HATTI

Bütün yazı tatilsiz bitirdikten sonra en nihayet kendimi denizin serin sularına atabildim.Şikayet ettiğimi sanmayın sakın yaz aylarının sıcak ve kalabalığında tatile gitmemek benim tercihim aslında.Oğlum liseyide bitirdikten sonra  artık böyle bir lükse kavuştum.Eylül de Ege ve Akdenizin tadına doyum olmuyor.Hava limonata gibi,deniz ise ömre bedel...
İstanbul'dan otobüse atladığım gibi soluğu Kaş'ta aldım ,eveet yolculuk çok uzundu ama sonuç değdi.
Maalesef fotolarım az ama idare edin lütfen ,her fotoğrafta kendimiz olunca ancak bukadar seçebildim.



Kaş kapıları herbiri sanat eseri


Evin erkeği



Kaşın üstünden mehtap bir başka çıkıyor.

Hayta meyhanenin müdavimi